Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayiinde attığı dev adımlar ve yerlileşme hamlesi, Orta Doğu’daki jeopolitik dengeleri Ankara lehine yeniden şekillendirmeye devam ediyor.
Orta Doğu’da insansız hava araçları ve seyir füzeleriyle gerçekleştirdiği asimetrik saldırılar, Körfez ülkelerini daha güvenilir, hızlı ve maliyet etkin çözümler aramaya itmiş durumda.
Bu noktada Türkiye’nin geliştirdiği yerli ve millî hava savunma sistemleri, hem yüksek teknolojik kapasiteleri hem de farklı coğrafyalardaki çatışma alanlarında gösterdiği üstün performansla Körfez başkentlerinin savunma stratejilerinde öncelikli tercih haline geliyor.

SİPER, HİSAR ve KORKUT ilgi odağı haline geldi
Türkiye’den talep edilen SİPER, HİSAR ve KORKUT gibi kademeli hava savunma sistemleri, alçak irtifadan stratejik seviyeye kadar geniş bir koruma yelpazesi sunarak bölgedeki güvenlik boşluklarını profesyonelce doldurmayı vadediyor.
Özellikle de ABD’nin bölgedeki askeri angajmanlarını gözden geçirmesi ve Batılı sistemlerin tedarik süreçlerinde yaşanan siyasi veya bürokratik engeller, Körfez yönetimlerini Türkiye ile daha derin ve sürdürülebilir bir savunma ortaklığı kurmaya sevk ediyor.

Körfez bölgesinden gelen bu yoğun ilginin yalnızca bir satın alma süreciyle sınırlı kalmayıp, uzun vadeli teknoloji transferi ve ortak üretim projelerine evrilmesi bekleniyor.
Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi ülkelerle son dönemde imzalanan savunma sanayii anlaşmaları, Türkiye’nin bölgedeki diplomatik ve askeri ağırlığını pekiştiriyor. Bununla birlikte savunma ihracatında da yeni rekorların kapısını aralıyor.

