Ana Sayfa Arama
Kategoriler
Sosyal Medya

    Depresyonun beyindeki ilk yüksek çözünürlüklü haritası çıkarıldı

    Araştırmacılar 12 binden fazla insanın MR taramasını kapsayan tarihin en büyük meta-analizine imza atarak büyük depresyon bozukluğunun beyin kabuğunda yol açtığı yapısal değişikliklerin haritasını çıkardı.

    Araştırmacılar 12 binden fazla insanın MR taramasını kapsayan tarihin en

    Dünya genelinde en yaygın psikiyatrik rahatsızlıklardan biri olan büyük depresyon bozukluğunun beyindeki biyolojik izleri nihayet somut bir haritaya dönüştürüldü. Uluslararası bir bilim ekibi, depresyonun merkezi sinir sistemindeki benzersiz nöral özelliklerini anlamak adına tarihin en geniş kapsamlı beyin görüntüleme analizini gerçekleştirdi.

    Medical Xpress tarafından paylaşılan detaylara göre yürütülen küresel çalışma sayesinde depresif süreçlerin beyin yapısında meydana getirdiği somut deformasyonlar ilk kez bu kadar net biçimde gözler önüne serildi. Araştırmacılar, elde edilen bulguların teşhis ve tedavi protokollerinde yeni bir dönemi başlatabileceğini öngörüyor.

    Bilim insanları 64 bağımsız grubu birleştirdi

    Çin Bilimler Akademisi ile Vrije Universiteit Amsterdam önderliğindeki bilim insanları, dünya genelinde faaliyet gösteren 64 bağımsız araştırma grubunun verilerini tek bir havuzda topladı. Küresel ENIGMA-MDD ve DIRECT konsorsiyumları kapsamında yürütülen projede, devasa bir veri tabanı masaya yatırıldı.

    Depresyon

    Uzmanlar, büyük depresyon bozukluğu teşhisi konmuş 5 bin 736 hasta ile herhangi bir psikiyatrik rahatsızlığı bulunmayan 6 bin 538 sağlıklı gönüllünün MR taramalarını uçtan uca inceledi. Toplamda 12 bin 274 kişinin katıldığı bu geniş çaplı analizde, tüm veriler standart ve tek bir dijital işleme metodolojisiyle değerlendirildi.

    Yapılan detaylı karşılaştırmalar, depresyon hastalarının beyin kabuğunda (korteks) çok spesifik bir yapısal değişimin yaşandığını kanıtladı. Klinik veriler, depresyonun beyin kabuğunun toplam yüzey alanına etki etmediğini, ancak karar alma ve algılama mekanizmalarından sorumlu kritik merkezlerde ciddi bir incelmeyi tetiklediğini ortaya koydu.