Ana Sayfa Arama
Kategoriler
Sosyal Medya

    Türk bilim insanları kısa video bağımlılığının zararlarını ortaya çıkardı

    Trakya Üniversitesi’nden bilim insanları, kısa video bağımlılığının yalnızlık ve kaygı üzerinden ilerleyerek yaşam memnuniyetini düşürdüğünü tespit etti.

    Trakya Üniversitesi'nden bilim insanları, kısa video bağımlılığının yalnızlık ve kaygı

    Trakya Üniversitesi’nden Tuğba Türk Kurtça ve Muhammet Can Doğu, kısa video tüketimi ile öznel refah arasındaki psikolojik mekanizmaları araştırdı. The Journal of Psychology dergisinde yayımlanan sonuçlar, pek çok internet kullanıcısı adına endişe verici oldu.

    Modern medya platformları, kişiselleştirilmiş içeriğin sürekli bir akışını sunuyor. Algoritmalar, bu içeriği kullanıcılara hızlı ve rastgele bir sırayla sunarak, öz denetimi zorlaştıran bir ödül yapısı oluşturuyor. Bu durum ne yazık ki insanların hayat memnuniyetinde düşüşe yol açıyor.

    Reels ve TikTok videoları aslında hayatımızı mahvediyor

    Bilim insanları çalışmalarını üç ay arayla iki aşamada gerçekleştirdi. Katılımcıları Şubat 2025’te belirlediler ve Mayıs ayında tekrar incelediler. Son örneklem, ortalama yaşı 22 olan 234 kişiden oluştu. Katılımcılar günde ortalama iki buçuk saat kısa videolar izledi.

    Veri analizi tutarlı bir psikolojik örüntüyü ortaya çıkardı. Deneyin başlangıcında kısa videolara olan yüksek bağımlılık düzeyi, üç ay sonra artan yalnızlık duygularını öngördü. Açıkça görülüyor ki kısa videoların sağladığı hızlı ama yüzeysel eğlence, gerçek insanlarla kurulan derin, güvene dayalı ilişkilerin yerini alıyor.

    Reels ve TikTok videoları aslında hayatımızı mahvediyor

    Bu izolasyon giderek artıyor ve daha fazla duygusal zorluğun kaynağı haline geliyor. Çalışmanın başlangıcında daha yüksek düzeyde yalnızlık yaşayan katılımcılar, ikinci ölçümde artan kaygı bildirdi. Son olarak artan kaygı, yaşam memnuniyetinde önemli bir düşüşle ilişkilendirildi.

    Kısa video platformları hızla büyüyor ve doğal olarak araştırmacıların dikkatini çekiyor, ancak çoğu çalışmanın genel olarak sosyal medyaya veya tek bir zaman noktasında toplanan verilere odaklandığını fark ettik” diyen Kurtça, araştırmayla alakalı şu sonuçları paylaştı:

    “Biz sadece bu tür videoların ruh sağlığı üzerindeki anlık etkisini değil, aynı zamanda bunu takip eden psikolojik süreci, özellikle de yalnızlık ve kaygı gelişimini incelemek istedik.

    Bu sıralama çarpıcı. Yalnızlık ve kaygı birbirinden bağımsız hareket etmedi, aksine kısa video kullanımını yaşam memnuniyetindeki azalmaya bağlayan bir zincir oluşturdu. Her bir etki mütevazıydı, ama birlikte önemli bir yol oluşturdu.

    Kısa videoların aşırı kullanımı, doğrudan olmasa da zamanla artan yalnızlık ve ardından kaygı duyguları yoluyla yaşam memnuniyetini kademeli olarak azaltabilir. Bireysel olarak bu etkiler küçük olsa da birikim gösteriyor. Yani mesele sadece ekran karşısında geçirdiğimiz zaman değil, bu zamanın gerçekten anlamlı sosyal bağlantıların yerini nasıl aldığıdır.”