Japon bilim insanlarının uzun süreli klinik araştırmalar sonucunda tescillediği “Japon yürüyüşü”, klasik 10 bin adım kuralını geride bırakarak sağlıklı yaşamın yeni anahtarı olarak kabul ediliyor.
Shinshu Üniversitesi spor fizoloğu Doktor Hiroshi Nose liderliğindeki ekip tarafından yürütülen çalışmalar, monoton bir tempoda saatlerce yürümek yerine ritmi değiştirmenin vücut üzerinde çok daha güçlü bir etki yarattığını gösterdi.
Yaklaşık 250 gönüllünün katılımıyla gerçekleştirilen testler, bu yöntemin sadece kilo kontrolü sağlamakla kalmadığını, aynı zamanda hücresel düzeyde bir yenilenme başlattığını ortaya koydu. Spor otoriteleri, bu basit antrenman modelinin popüler spor uygulamalarından çok daha sürdürülebilir olduğunu belirtiyor.
Sistem nasıl çalışıyor?
Geliştirilen tekniğin temel mantığı aslında son derece basit bir döngüye dayanıyor. Yürüyüşe başlayan kişi, ilk 3 dakika boyunca kalp atış hızını maksimum kapasitesinin yüzde 70’ine ulaştıracak şekilde hızlı adımlarla ilerliyor.

Bu aşamada kişinin konuşabilmesi ancak uzun cümleler kurmakta zorlanması hedefleniyor. Hemen ardından gelen 3 dakikalık süreçte ise tempo, kalp ritmini maksimum kapasitenin yüzde 40’ına düşürecek kadar yavaşlatılıyor ve vücudun toparlanmasına izin veriliyor.
Toplamda 5 kez tekrarlanan bu 6 dakikalık döngüler, 30 dakikalık tek bir antrenman seansını oluşturuyor. Japon araştırmacılar, haftada en az 4 gün bu programı uygulayan bireylerin metabolizma hızlarında ciddi bir artış gözlemledi.
İnterval yüklemeler sayesinde vücut, aktif yürüyüş seansı bitse bile egzersiz sonrası oksijen tüketimi etkisiyle kalori yakmaya ve yağ depolarını enerjiye dönüştürmeye devam ediyor.

