Bir dönem Türkiye’ye karşı örtülü ve açık ambargolar uygulayan, yerli tank projelerini motor ve parça tedarikiyle sekteye uğratmaya çalışan Almanya, kendi sınırlarını korumak için Türk teknolojisine ihtiyaç duyuyor.
Özellikle de Suriye operasyonları döneminde Leopard tanklarının kullanımını kısıtlayarak Ankara üzerinde baskı kurmaya çalışan Almanya, Avrupa’nın değişen güvenlik mimarisi içerisinde rotasını yeniden Türkiye’ye kırmış durumda.
Die Welt gazetesinin haberine göre, Almanya Türk füze sistemlerine yönelik ithalat girişimlerine başladı. Berlin, mevcut güvenlik boşluğunu doldurmak için Türkiye ile askeri işbirliğini derinleştirmeyi hedefliyor. Haberde, YILDIRIMHAN ve TAYFUN BLOK-4’ün sahip olduğu uzun menzil kabiliyetinin, NATO’nun doğu kanadında oluşan tehdit algısına karşı önemli bir caydırıcı unsur olabileceği vurgulandı.
Türkiye’den Almanya’ya füze ihracatı gündemde
ABD’nin Almanya’ya Tomahawk füzeleri konuşlandırma planının lojistik veya siyasi sebeplerle sekteye uğraması, Berlin’i alternatif arayışına itti. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Avrupa, uzun menzilli caydırıcı silahlara ihtiyaç duyuyor. Almanya da bu boşluğu doldurmak için rota değiştirerek Türkiye’nin geliştirdiği yerli sistemleri radarına aldı.
SAHA 2026 fuarında görücüye çıkan Yıldırımhan’ın yaklaşık 6.000 kilometre menzile ulaştığı belirtiliyor. Almanya, bu stratejik silahı 2028’den itibaren envanterine katma ihtimalini değerlendiriyor.

ROKETSAN tarafından geliştirilen ve menzili 1.000 kilometreyi aşan Tayfun füzesinin en gelişmiş versiyonu olan Blok-4 ise hipersonik hızıyla mevcut savunma sistemlerini aşma kabiliyetine sahip.
Almanya’nın NATO içindeki en büyük ikinci orduya sahip Türkiye ile savunma iş birliğini tekrar canlandırma çabası, bölgedeki güç dengelerinin Türkiye lehine değiştiğini gösteriyor.
Geçmişteki ambargonun perde arkası
Özellikle de 2010’lu yılların ortalarından itibaren Almanya, Türkiye’ye karşı birtakım savunma kısıtlamaları uygulamıştı. Türkiye’ye sattığı Leopard 2A4 tanklarının Suriye’deki terör operasyonlarında kullanılmamasını talep etmiş, bu durum askeri ve siyasi bir krize yol açmıştı.
Daha sonrasında Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatları sırasında hasar gören tankların onarımı için gerekli olan modernizasyon kitleri ve yedek parçaların satışı Berlin tarafından durduruldu.
Silahların “iç politikada ya da sınır ötesi operasyonlarda kullanılması” endişesi gerekçe gösterilerek, müttefiklik ruhuna aykırı olarak Türkiye’nin savunma ihtiyaçları engellenmişti.

